bir oturuşta yarım kilo yoğurt yedim..
11 Temmuz 2013
10 Temmuz 2013
hele nolur nolur nolur
dilini bilmediğin yerde ağlamak fenadır. çünkü seni, senin dilinde susturacak kimse yoktur. Böyle ağlayınca da kendisininkinden başka bir dilde susturulamaz insan.
muz sesleri-ece temel kuran
sayesinde ve yüzünden kelimeleri
hala ''sayesinde'' kelimesini olumsuz bir şeyleri anlatırken kullananlar var...
onun sayesinde kaza yaptılar...
ahaaa kargalar mı gülüyor ne =)))
dünde atv de yayınlanan bir yarışmada, sesini başka yerden çıkaran bir anaokul öğretmeni 3. veya 4. soruda bir edebiyat sorusunda eleniverdi.. iki şehrin hikayesinin yazarını sordu, agatha christie dedi kadın, bu yazarın korku gerilim romanlarını yazdığını bile bilmiyordu.. charles dickens olduğu aklına bile gelmedi... sinir olmuştum..
nasılım kendim?
mayalanmış yoğurt gibi, uzun süre gölgede kalmak ve uykuya yatırılmak isteyen bir ruh halindeyim...
ramazanla da çok ilgisi yok, biraz yorgunluk var biraz da çaresizlik...
ramazanla da çok ilgisi yok, biraz yorgunluk var biraz da çaresizlik...
9 Temmuz 2013
zirve üniversitesi reklamındaki cübbeli kız
3 Temmuz 2013
rüyalar gerçek olsa =)
emel sayın hanımın sevdiğim şarkısı bugün hep dilimde =)
çok karışık ama sonu güzel olan ama tam da sonuna varamamış bir rüya gördüm. hoşlandığım insanla telefonda konuşuyormuşum ama o kadar telaş içindeydim ki, sürekli bir bina içinde odalara, sınıflara bakıyordum, telefondaki insansa bana öyle sihirli bir kelime söylüyormuş ki, ben acele ile koşuştururken telefonu kulağımda tutamadığım için söylediği lafları işitememiştim, sadece seni seviyorum cümlesinin seviyorum kısmında telefonu kulağıma götürmüştüm... aa ne dedin bir daha söyler misin dediğimde, seni seviyorum, ddaha öncesini de mi duymadın falan diyordu, ben orada heyecandan olsa gere, uyanıverdim hemen. daha ilk kez rüyama girdi bu insan.. ve çok güzel bir rüyada...
=) çok hoş bir parça zaten...
çok karışık ama sonu güzel olan ama tam da sonuna varamamış bir rüya gördüm. hoşlandığım insanla telefonda konuşuyormuşum ama o kadar telaş içindeydim ki, sürekli bir bina içinde odalara, sınıflara bakıyordum, telefondaki insansa bana öyle sihirli bir kelime söylüyormuş ki, ben acele ile koşuştururken telefonu kulağımda tutamadığım için söylediği lafları işitememiştim, sadece seni seviyorum cümlesinin seviyorum kısmında telefonu kulağıma götürmüştüm... aa ne dedin bir daha söyler misin dediğimde, seni seviyorum, ddaha öncesini de mi duymadın falan diyordu, ben orada heyecandan olsa gere, uyanıverdim hemen. daha ilk kez rüyama girdi bu insan.. ve çok güzel bir rüyada...
=) çok hoş bir parça zaten...
1 Temmuz 2013
incirli tatlı
Haliyle yemek işi başa düşünce, ne yapcağımı düşünür oluyorum, yemek sitelerinde dolanırken, gündemimde olmamasına rağmen aklım bu tarife takıldı.. yapmak istiyorum bakalım uygun bir anımda, şuraya not düşeyim:
Kek için:
6-7 adet kuru incir, suda şişirilmiş, ufak ufak doğranmış
1 su bardağı iç ceviz
1 su bardağı toz şeker
1 su br. un
3 yumurta
1 paket kabartmatozu-vanilin
Şerbet için:
1,5 su br. su
1 yemek kaşığı neskafe
yarım su bardağı toz şeker
Muhallebi:
2 yemek nişasta
2 yemek kaşığı un
1 lt süt
50 gr tereyağı
istenirse krem şantii
nasıl yapcaz ayol?
kek: yumurtalar ve şeker çırpılır, ceviz, incir, un, kabartma tozu, vanilya eklenir, 160 derece pişirilir.. incir olduğu için daha düşük ısıda..
kek pişerken, muhallebiyi yapın ilkin nişasta ve unu koyun tencereye üstüne karıştırarak sütü ekleyin, piştikten 5 dakika sonra poşet toz krem santiyi de ekleyip mikserle çırpın.
kek piştikten sonra 3-4 dakika havalandırın.
şerbet için gerekenleri de pişirmeden kekin üzerine dökün, emdikten sonra da muhallebiyi üzerine yayın, buzdolabında 2-3 saat bekletin.. dinlensin...
=) bakalım buraya yazarken aklıma da yazdım, sanırım bunu yapmak ramazanda bir güne nasip olur, babanemle afiyetle yerim inşallah..
Kek için:
6-7 adet kuru incir, suda şişirilmiş, ufak ufak doğranmış
1 su bardağı iç ceviz
1 su bardağı toz şeker
1 su br. un
3 yumurta
1 paket kabartmatozu-vanilin
Şerbet için:
1,5 su br. su
1 yemek kaşığı neskafe
yarım su bardağı toz şeker
Muhallebi:
2 yemek nişasta
2 yemek kaşığı un
1 lt süt
50 gr tereyağı
istenirse krem şantii
nasıl yapcaz ayol?
kek: yumurtalar ve şeker çırpılır, ceviz, incir, un, kabartma tozu, vanilya eklenir, 160 derece pişirilir.. incir olduğu için daha düşük ısıda..
kek pişerken, muhallebiyi yapın ilkin nişasta ve unu koyun tencereye üstüne karıştırarak sütü ekleyin, piştikten 5 dakika sonra poşet toz krem santiyi de ekleyip mikserle çırpın.
kek piştikten sonra 3-4 dakika havalandırın.
şerbet için gerekenleri de pişirmeden kekin üzerine dökün, emdikten sonra da muhallebiyi üzerine yayın, buzdolabında 2-3 saat bekletin.. dinlensin...
=) bakalım buraya yazarken aklıma da yazdım, sanırım bunu yapmak ramazanda bir güne nasip olur, babanemle afiyetle yerim inşallah..
günün akışı..
şimdi ise gizli gizli anayasa hukuku ile ilgili birkaç şey okuyordum, senle de paylaşayım, istedim. buranın mescitine yılan girmiş, ilaçlama yapılmış.. cam kapı açık bırakılmasın diye not düşülmüş, ben de hava soğuk klimayı açmıyım dedim pencereyi açtım ve sanırım açık unuttum, içimde bu kuşku ile yaşıyorum su an =) umarım biri gidip görüp kapamıştır =)))
yarım ssatten az kaldı iş çıkışına.. haftasonu kendi kendime iyi işler hallettim ama bu iş çıkısı halamlarla birlikte olurum sanırım...
şimdilik benden bu kadar...
beklentilerle yüzleşince =)
Günaydın kendim. Nasılım? İyiyim inşallah? Sıkı giyiniyim bak, hava çook soğuk. Öpüyorum canım gözlerimden. Akşama geç kalma, yemeğe bekliyoruz =)))
pazartesi yağmurlu başladı..
bugün kendim geldim işyerine.. işyerine gidebilmek mesele değil aslında ama bugünü zor yapan, yağan yağmurdu. sıcağı kadar yağmuru da çok ihtiraslı bursanın.. işyerine gelene kadar pantolonumun ıslanınca yapışan diz yerleri, yağmurluğumdan içe geçen ıslaklık baya gıcık etti beni. şimdi de o havadan soğuktan eser kalmadı, günlük güneşlik.. hafta sonu kafamı dinledim, biraz semti keşfetmeye çalıştım.. yemeklerimi ayarladım, ders çalıştım. bugün şube müdürümüz yok, haftalık toplantı yapılmıcak gibi.. belki daire müdürü bir ara yoklar bizi.. ama şimdilik herkes sakin.. ben de eurocities i inceliyorum..
28 Haziran 2013
ankaranın bağları ve bursanın nemi
sabah tam 5te uyandım, çok serin bir hava vardı, bulutlar hakimdi gökyüzüne, bir an seviniverdim, bugün serin geçecek diye.. evet şu an hala hava bulutlu ama serin değil, tam tersi bir hayli basık ve nemi sanki toprak emmekte, o kadar feci bir nem hissediliyor...
bu nemden çok çekeceğim var, anlaşıldı =)
ankaranın bağları diye başlıkta yazdım, evet ankaranın bağ bostan yeri gerçekten ne kadar kuru, rüzgara açık alanlardı.... özledim şimdiden =)))
27 Haziran 2013
değişim haberleri =)
bayadır yazamadım bloguma. yazamadığım yaklaşık 30 gün içinde çok yavan günlerim olsa da çok lezzetli günlerim de oldu çok şükür.. gene lezzetli günlerden birini geçirmekteyim.. artık bir mesleğim oldu, hem de istediğim bir birimde.. çalışma arkadaşlarım çok iyi, ilk gezimizi istanbula yaptık.. yaşadığım kent değişti, her şey o kadar ani değişti ki, ben hala boşlukta hissediyorum, güzel geri dönüşler alıyorum. umarım bunların devamı hep gelir.. gene kpss ye gireceğim, bir puanım gene olsun bulunsun diyorum elimde.. Allaha olan yakınlığım inşallah giderek artar. umreye gidip geldiğimden beri farklı duyguları sahipleniyorum, Allahım beni hep iyiliklerle ve iyi insanlarla karşılaştırır inşallah..
arabistanda iken, Türkiye'de yaşananlardan bihaberdim, ibadetlerimi tam manası ile yapabilmenin telaşında iken gözüm hiçbir maddi dünyaya ait olan bir olayı görmüyordu. ankaraya geldiğimde o sevdiğim kent sanki ıssız, yakıp yıkanların kenti olmuş gibiydi. insanların yaptıklarını aklım almıyor, liderlerin yaptıklarına ise hiç anlam veremiyordum. sosyal medya da nefret söylemleri, kutuplaşmalar giderek artmış, karikatür niteliğinde bakalan nefret söylemlerine hergün onlarcası ekleniyordu... Atatürk ve Türk bayrağı, özgürlük üzerinden halkı galeyana getirip devletin temel unsurlarını birer birer yok etmeye çalıştıklarının farkında değildi insanlar. bunların sonucunda polisin orantısız gücü, tahammülsüzlükler, uçlaşmalar giderek ayyuka çıkmış halde.. kimsenin kimseye hoşgörüsü kalmamıştı.. kamunun malına zarar vererek dikkatleri üzerine çekmek isteyenler haksızken hep haksız duruma düştüler.. ülkenin itibari dünya gözünde yerle bir oldu, hem halkın ayaklanışı hem liderlerin birbirlerine suç atmaktan ve hata aramaktan başka bir şey yapamayışları dünyaya kendimizi gerileyen bir ülke olarak lanse ettirdik. özgürlükleri sınırlayan bir ülke, teröristlerin kendi polis teşkilatını kuran bir ülkede temel ihtiyaç bence sağduyu, yakıp yıkma eylemleri ile alevlendirilen halk duyguları olmamalıydı...
ne yazık... ben bir genç olarak böyle düşünüyorum..her şey seçim ya da politik düzlem değil. gündem böyle çalkalanırken benim de hayatım bir hayli çalkalandı.. hızlı geçen günlerim sonucunda kendimi bambaşka bir yerde, kalabalık bir eve buluverdim.. annemin her gün ağlamaklı sesini duymaktan başka beni pek üzen bir şey yok şimdilik.. çok özlüyoruz annemle birbirimizi, kpss için ankaraya gittiğimde annemle hasret gidereceğim innşallah.. babamla aram iyi, o destek ve cesaret vericim. Allah bizi birbirimizden ayırmasın inşallah.
başlayalı 2 hafta oluyor bu işime ve gecen salı istanbulda belediye ziyaretlerine katıldım, çok güzel ilerlemeler de oluyor ülkemde, bunları duydukça, deneyimleri değiştikçe hayatımda güzel giden birşeylerin olduğuna daha çok inanıyorum. İnşallah hep böyle devam eder. Şimdi işten ayrılmaya 22 dakikam kaldı, çalışma arkadaşlarım için de bugün pek yoğun değildi, gayet keyifliyiz..
kpss bitsin, sana daha çok vakit ayıracağım, farkındayım okuyucu sayılarım günden güne artıyor, günlük ortalama 60 kişi tarafından okunuyorum, bu güzel bir sey, çok farklı yapıcı eğlenceli şeyler yazmaya bir an önce başlamayalıyım..
seni özlediğimi bil, sana daha çok zaman ayıracağımı da öptümmm....
arabistanda iken, Türkiye'de yaşananlardan bihaberdim, ibadetlerimi tam manası ile yapabilmenin telaşında iken gözüm hiçbir maddi dünyaya ait olan bir olayı görmüyordu. ankaraya geldiğimde o sevdiğim kent sanki ıssız, yakıp yıkanların kenti olmuş gibiydi. insanların yaptıklarını aklım almıyor, liderlerin yaptıklarına ise hiç anlam veremiyordum. sosyal medya da nefret söylemleri, kutuplaşmalar giderek artmış, karikatür niteliğinde bakalan nefret söylemlerine hergün onlarcası ekleniyordu... Atatürk ve Türk bayrağı, özgürlük üzerinden halkı galeyana getirip devletin temel unsurlarını birer birer yok etmeye çalıştıklarının farkında değildi insanlar. bunların sonucunda polisin orantısız gücü, tahammülsüzlükler, uçlaşmalar giderek ayyuka çıkmış halde.. kimsenin kimseye hoşgörüsü kalmamıştı.. kamunun malına zarar vererek dikkatleri üzerine çekmek isteyenler haksızken hep haksız duruma düştüler.. ülkenin itibari dünya gözünde yerle bir oldu, hem halkın ayaklanışı hem liderlerin birbirlerine suç atmaktan ve hata aramaktan başka bir şey yapamayışları dünyaya kendimizi gerileyen bir ülke olarak lanse ettirdik. özgürlükleri sınırlayan bir ülke, teröristlerin kendi polis teşkilatını kuran bir ülkede temel ihtiyaç bence sağduyu, yakıp yıkma eylemleri ile alevlendirilen halk duyguları olmamalıydı...
ne yazık... ben bir genç olarak böyle düşünüyorum..her şey seçim ya da politik düzlem değil. gündem böyle çalkalanırken benim de hayatım bir hayli çalkalandı.. hızlı geçen günlerim sonucunda kendimi bambaşka bir yerde, kalabalık bir eve buluverdim.. annemin her gün ağlamaklı sesini duymaktan başka beni pek üzen bir şey yok şimdilik.. çok özlüyoruz annemle birbirimizi, kpss için ankaraya gittiğimde annemle hasret gidereceğim innşallah.. babamla aram iyi, o destek ve cesaret vericim. Allah bizi birbirimizden ayırmasın inşallah.
başlayalı 2 hafta oluyor bu işime ve gecen salı istanbulda belediye ziyaretlerine katıldım, çok güzel ilerlemeler de oluyor ülkemde, bunları duydukça, deneyimleri değiştikçe hayatımda güzel giden birşeylerin olduğuna daha çok inanıyorum. İnşallah hep böyle devam eder. Şimdi işten ayrılmaya 22 dakikam kaldı, çalışma arkadaşlarım için de bugün pek yoğun değildi, gayet keyifliyiz..
kpss bitsin, sana daha çok vakit ayıracağım, farkındayım okuyucu sayılarım günden güne artıyor, günlük ortalama 60 kişi tarafından okunuyorum, bu güzel bir sey, çok farklı yapıcı eğlenceli şeyler yazmaya bir an önce başlamayalıyım..
seni özlediğimi bil, sana daha çok zaman ayıracağımı da öptümmm....
9 Mayıs 2013
bayat ekmek
bayat ekmekleri kapı tokmaklarına veya bahçe demirlerine asmak yerine, ya yumurtal ı ekmek yapıp kızartın yiyin ya sokak hayvanları için sütlü papara yapın ya da tüketebileceğiniz kadar ekmek alın.
6 Mayıs 2013
nivea deodorantları
deodorant kullanımı aslında çok iyi bir şey değil, içindeki propane gazı, paraben cilt kanserini tetikleyebiliyor.bu yüzden dikkatli seçimler gerekiyor, roll on lar da böyle bir risk yok neyseki =) lady speed stick zaten çocukluğumun ürünü, çok severek onu da kullanırım, hiçbir zaman kalitesini bozmadı ve o da çok güzel kokar..
ama tabi fıs fıs şeklinde basınçla çıkan bir seyin verdiği koku daha hissedilir olur sürmektense... piyasadaki çoğu deodorantları denediğime eminim.. dove, rexona zaten hiç işim olmaz.. dove koltuk altını karartıyor hiç iyi değil..rexonanın kokuları ile hiçbir zaman uzlamaşamadım.. gelgelelim, yaklaşık 2 yıldır nivea ile aram çok iyi =) iki farklı kokusunu çok beğeniyorum birisi pearl and beauty: kokusu klasik nivea ya pek benzemez bu yüzden çok hoşuma gider, diğeri de double effect- mor düşler.. bunun da kokusu çok çok iyi olmasa da arada bir yenilemek adına sıktığım bir alternatifiydi...

bir diğer güzelliği, kullandığım parfümlerle çok uyumlu oluyor, yani hissettiğim kadarıyla parfümle iyi eşlik ediyor, abartılı durmuyor..
genel olarak, kremleri niveanın artık pek iyi değil, ama hala deodorantları benim için çok gözde =)
kısacası günlük kullanım için deodorant arayışınız varsa niveanın bu iki ürünü oldukça iyi, ama sürmek için arıyorsanız lady speed stickten hiç vazgeçmeyin derim..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etiketler
göbek eritme
(3)
candan erçetin
(2)
kanarya
(2)
temizliği
(2)
tubun faydaları
(2)
19
(1)
1970
(1)
200 tane gezegeniniz varmış gibi yaşıyorsun ancak yalnızca bir dünyamız var
(1)
35 ölü
(1)
A1
(1)
AGİT
(1)
Affrican Commission
(1)
Afrika Şartı
(1)
Madde 19 vatandaşlıktan çıkarılma
(1)
Mahkeme
(1)
Mariami Abduselişi
(1)
O beni “Herhalde” sevmiş.
(1)
Women's Rights
(1)
acıtıyor
(1)
adım google'da çıkmasın
(1)
algı gerçektir
(1)
altın
(1)
altınları
(1)
amniyo sentez
(1)
amniyosentez
(1)
ankara
(1)
arama motoru
(1)
asma
(1)
auto erotic asphixication
(1)
ayak
(1)
ayak temizliği
(1)
azınlık hakları
(1)
ağlamak
(1)
ağız kokusunu önlemek
(1)
babet yara yaptı
(1)
bahar
(1)
baklava
(1)
bakım
(1)
balböceği
(1)
barış manço
(1)
batı trakya türkleri
(1)
bel kemeri
(1)
brokoli salatası
(1)
brugge porselen
(1)
brütüs
(1)
bulantı
(1)
buzdan müze.
(1)
böğürtlenimsi
(1)
can dündar
(1)
caught in the middle
(1)
cemal süreya..
(1)
depeche mode
(1)
deprem
(1)
dirsek bakımı
(1)
diş eti
(1)
diş ipi
(1)
diş sağlığı
(1)
dondurma
(1)
dondurucu soğuk
(1)
downsendromu
(1)
düğün davetleri
(1)
el ayak bakımı
(1)
el kuruluğu
(1)
el nemlendiricisi
(1)
elma
(1)
elmalı cevizli puding
(1)
fahri
(1)
forum
(1)
foça
(1)
free love
(1)
funda arar
(1)
geceler.
(1)
genetik hastalıklar
(1)
genç
(1)
godotyu beklerken
(1)
google
(1)
gögüs
(1)
gökçe
(1)
güney afrika
(1)
güneşli bir sabah
(1)
hakikat komisyonu
(1)
havilland krem
(1)
hepatit b
(1)
hitler
(1)
hocam
(1)
hz.muhammet
(1)
iktisat
(1)
ileri yaştaki kadınlar
(1)
ipuçları
(1)
ishal
(1)
istanbul
(1)
isviçre
(1)
italy
(1)
jane eyre
(1)
jinekoloji
(1)
jooble
(1)
jooble-tr.com/
(1)
joseph
(1)
julide ateş
(1)
kadınlar için şınav
(1)
kafes temizliği
(1)
kanser riski
(1)
karartma günleri
(1)
karpuz çekirdeği
(1)
karsı dağların heybetinden mi gireyim??
(1)
karın düzleştirme
(1)
kavun
(1)
kazaklı tüy =)
(1)
kilo almak
(1)
kissing you goodbye
(1)
konular
(1)
kpss
(1)
kuklagiller...
(1)
kusma
(1)
kuyumcu
(1)
külah
(1)
külah pasta
(1)
kırmızı turp
(1)
kızgın güneş
(1)
lavanta
(1)
lavanta çayı
(1)
leperuj
(1)
leyla ile mecnun
(1)
mekik
(1)
mengele
(1)
muhabbet kuşu
(1)
muhabbet kuşu bakımı
(1)
muhabbet kuşu banyo
(1)
muz sesleri
(1)
nara
(1)
nedensiz
(1)
nelson mandela
(1)
oldies
(1)
pamela anderson
(1)
patatesli börek
(1)
patatesli peynirli börek
(1)
patos
(1)
pervasız
(1)
peygamber efendimiz
(1)
peynir
(1)
phokaia
(1)
plastik su şişeleri
(1)
porselen bebek
(1)
poselen bebek
(1)
push up
(1)
rafet el roman nerdesin
(1)
roboski
(1)
sarı lira
(1)
sayesinde
(1)
sende mi brütüs
(1)
senede bir gün
(1)
sivrisinek
(1)
sivrisinek kovar
(1)
soframız
(1)
sor dağılımı
(1)
sosyal
(1)
soğan
(1)
star tv
(1)
storia di un tale
(1)
su
(1)
suluk
(1)
sus küçüğüm söz büyüğün (su küçüğün söz büyüğün
(1)
süt
(1)
sınav nasıl çekilir
(1)
sırt yağı eritme
(1)
tam buğday ekmeği ve faydaları
(1)
ters mekik
(1)
the gummy bear
(1)
the pierces
(1)
tooner dolls
(1)
torba
(1)
trt haber
(1)
tuttu fırlattı
(1)
tüylenmiş kazak
(1)
uludere
(1)
under the tuscan sun
(1)
uygun ayakkabı seçmek
(1)
vasiyet
(1)
yalnızlık 2013
(1)
yalnızlık kalbimin ilelebet sahibi
(1)
yaz salatası
(1)
yağ yakan besinler
(1)
yağ yakma
(1)
yeni logo star tv
(1)
yeşillik
(1)
yorgun
(1)
yorulmadan zayıflama
(1)
yumurta
(1)
yüzünden..
(1)
zayıflamak
(1)
zeybek vs yunanistan davası
(1)
çanta
(1)
çat pat deil sular seller gibi
(1)
çıtır börek
(1)
çığlık
(1)
ölüm orgazmı
(1)
öteki kadın
(1)
özel geceler çin
(1)
üniversite
(1)
şınav
(1)
