Giriş:
Afrika Birliği içerisinde Afrika kadınlarının yaşadıkları geleneksel problemlerin uluslararası koruma mekanizmaları ile korunmasından öte bölgesel bir koruma mekanizmasına ihtiyaç duyulmuştur. Afrika İnsan ve Halkları Hakları Protokolü’ne ek olarak oluşturulan Kadın Hakları Protokolü kadınlar içim oldukça güzel bir geleceğin müjdeleyicisi olarak görülmüştür.[1] Protokol değerlendirildiğinde olumlu gelişmelerin öncüsü olduğu gerçeği kabul edilmektedir fakat usul olarak bazı aksaklıkları ve belirsizlikleri barındırmaktadır. Bu yazıda da, Protokol’ün oluşumu, denetim sistemi içerisinde sorun teşkil eden konular, bireysel başvuru sistemi ve kadın hakları özel raportörlüğü değerlendirilecektir. Bu yazıda, rapor denetim sistemi ele alınmamıştır. Ayrıca, Protokol ve denetim sistemi oldukça kapsamlı bir araştırma konusu olduğu için Protokolün kapsamına özel olarak değinilmemekte sadece gerektiğinde maddelerine atıf yapılmaktadır. Bu yazının amacı, Protokol’ün ne kadar uygulanabilir olduğunu ve Afrikalı kadınların hak ihlaline maruz kaldıklarında denetim sisteminden nasıl faydalanacaklarını anlamaktır. Protokol taraf devletlerce imzalanmış olsa da, kadınlar bu Protokol’den faydalanmayı, mekanizmayı hak aramak için neredeyse hiç kullanmamaktadırlar. Özellikle, devletlerin hukuk kuralları Protokol’ü genellikle dışlamaktadır ve geleneksel hukuk kuralları Protokol’den daha ağır basmaktadır.
I.Bölüm: Protokol’ün Oluşumu
Kadın hakları ile ilgili evrensel koruma mekanizmalarının, Afrika kıtasına özgü problemlere her zaman yeterli gelmediği 1990’lı yıllarda idrak edilmiştir. Başka bir deyişle, Afrika’nın kendine özgü koşullarında uluslararası mekanizmalardan ziyade bölgesel bir koruma mekanizmasına ihtiyacı vardı. Afrika devletleri uluslararası sözleşmelere taraf olsalar da genellikle Afrika kıtası uluslararası çerçevede kural koyma aşamalarında dışarıda tutulmuştur.[2] Bu aşamalarda, Afrika perspektifi ya görmezden gelinmiş ya da kötülenmiştir. Bu yüzden Afrika İnsan ve Halkları Hakları Komisyonu, Afrika merkezli kadın hakları odaklı bir belgeye ihtiyaç olduğunu tespit etmiştir. Komisyon, sivil toplum kuruluşları ile 1990’lı yılların ortalarında bu düşünce üzerinde çalışmaya başlamıştır. Örneğin, 1995 yılında Women in Law and Development in Africa (WiLDAF) ile kadın hakları üzerine bir seminer düzenlemiş[3], uzmanlar atayarak Afrika sivil toplum örgütleri ile Protokolün hazırlanmasına katkıda bulunmuştur. Protokol sadece kadın haklarının gelişiminde katkıda bulunmuş bir metin olarak görülmemelidir, genel olarak tüm toplumun faydası gözetilmiştir. Örneğin; Protokol, sağlık ve sürdürülebilir çevre hakları konusunda ilerlemeye katkıda bulunmuştur.
Temmuz 2003 tarihinde Maputo - Mozambik’te yapılan 2. Olağan Oturum’da Afrika Birliği’ne üye devletler bu protokolün ivedilikle yürürlüğe girmesini sağlamak amaçlı bu belgeyi imzalamaya ve onaylamaya davet edilmiştir.[4] Protokol, Maputo Protokolü olarak da bilinmektedir. Protokolün yürürlüğe girmesi için, on beşinci onay belgesinin tevdi edilmesinden otuz gün sonra yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.[5]
25 Kasım 2005 tarihinde, Afrika Birliği’ne üye 15 devlet tarafından onaylanmış ve yürürlüğe girmiştir. Temmuz 2010 tarihinde ise 53 üyeli Afrika Birliği’nden 46 devlet Protokol’ü imzalamış ve bu ülkelerden 28 tanesi de onaylamış ve onay belgesini de depo etmiştir.[6] Botswana, Mısır, Tunus ve Eritre Angola, Kamerun, Sudan, Tunus ne imzalamış ne de onaylamıştır.
Kadın Hakları Protokolü ek bir protokol olduğu için Afrika Şartı’na ilave olarak görülmelidir. Bu yüzden Protokol kendi kendine değerlendirilmemeli ve Afrika Şartı ile birlikte yorumlanması gerekmektedir. Afrika Şartı, Protokol’ün yorumlanmasında yardımcı olmaktadır.