setaya birazdan filistin dışişleri bakanı riyad el-maliki teşrif edecek =)
12 Aralık 2012
11 Aralık 2012
feeling the blanks..*
deniz derya ingilizce makale var, nur kırmızıdağ hocam sağolsun kendi dosyalarını bir bir yollamış bana, hevesle açtım türkçe makale vardır diye ama bir tane türkçe makale yok, konumla ilgili, gözlerim sulanıyor onları da okurken bıkkınlık geldi, yarın da gene bir sayfa tutmayacak yazdıklarım, ne kötü ya. okunacak örnek bir tez dahi yok.
zaten,
bugün canım çok sıkkındı, yani süregelen mutsuzluklar yetmezmiş gibi, gittiğim yerde sabah sabah biri boyuma taktı, kötü bir espri yapınca x, herkes gülmeye başladı, belki içlerinde kötü niyet yok ama en nefret ettiğim seydir, yaratıılışta aldığımız özelliklerle alay edilmesi..ben de uzun boylu istemezdim.. anneme anlattım kadıncağız üzüldü, yarın gitsem konuşsam derdi neymiş bi sorsam diyor. bir de bu lafı yetmezmiş gibi, kolaylık olsun diye bir fikir beyan ettim tuhaf tuhaf baktı ve öyle bakınca adam, gene herkes güldü bu duruma. çok içerledim, bazı insanlardan nefret ediyorum, dalga geçenlerden özellikle..
neyse,,
herkesin bir sindirellası vardır benim de bir sündürellam var =) adını çok sevdi, telefonda bir daha söyle abla bir daha söyle neyim ben diye diye bir hal oluyoruz sormayın =) neyse, onun için şimdilik iyi bir ablayım bu yeter bana...
hah bir de unutmadan,
falım sakız çiğnemeyeli çok olmuş şoktan alışveriş yaparken alıyım dedim, niyet tutup birini düşünüp açtım sakızı,
kağıdı atmamaya kararlıyım, belki bir gün birine uzatılmak adına işe yarar =)
<<huyunuz suyunuz aynı,etmez hiç vıdı vıdı,senin için biçilmiş kaftan, sevginiz de karşılıklı...>>
hahhaha kötü bir sey yazsa yırtar atardım, iyi olunca saklıyorum... insanız işte tatlı kandırmacalar yapmasa kendine, nasıl mutlu olsun...
neyse uzlaşmalar beni bekler...
-*bugünleri bir türlü sevemedim, sadece görmekten hoşlandığım manzaraları sevdim..
zaten,
bugün canım çok sıkkındı, yani süregelen mutsuzluklar yetmezmiş gibi, gittiğim yerde sabah sabah biri boyuma taktı, kötü bir espri yapınca x, herkes gülmeye başladı, belki içlerinde kötü niyet yok ama en nefret ettiğim seydir, yaratıılışta aldığımız özelliklerle alay edilmesi..ben de uzun boylu istemezdim.. anneme anlattım kadıncağız üzüldü, yarın gitsem konuşsam derdi neymiş bi sorsam diyor. bir de bu lafı yetmezmiş gibi, kolaylık olsun diye bir fikir beyan ettim tuhaf tuhaf baktı ve öyle bakınca adam, gene herkes güldü bu duruma. çok içerledim, bazı insanlardan nefret ediyorum, dalga geçenlerden özellikle..
neyse,,
herkesin bir sindirellası vardır benim de bir sündürellam var =) adını çok sevdi, telefonda bir daha söyle abla bir daha söyle neyim ben diye diye bir hal oluyoruz sormayın =) neyse, onun için şimdilik iyi bir ablayım bu yeter bana...
hah bir de unutmadan,
falım sakız çiğnemeyeli çok olmuş şoktan alışveriş yaparken alıyım dedim, niyet tutup birini düşünüp açtım sakızı,
kağıdı atmamaya kararlıyım, belki bir gün birine uzatılmak adına işe yarar =)
<<huyunuz suyunuz aynı,etmez hiç vıdı vıdı,senin için biçilmiş kaftan, sevginiz de karşılıklı...>>
hahhaha kötü bir sey yazsa yırtar atardım, iyi olunca saklıyorum... insanız işte tatlı kandırmacalar yapmasa kendine, nasıl mutlu olsun...
neyse uzlaşmalar beni bekler...
-*bugünleri bir türlü sevemedim, sadece görmekten hoşlandığım manzaraları sevdim..
Şeker Portakalı -José Mauro De Vasconcel 1968
-Daha çok anlat
Hoşuna gidiyor mu?
-Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.
Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?
-Gider gibi yaparız.
=)
Hoşuna gidiyor mu?
-Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.
Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?
-Gider gibi yaparız.
=)
10 Aralık 2012
bence hamburger sağlıklı çünkü içinde ET var
gülmek için değil düşünmek için.. sanki ondan farklı mıyız =) hiç sanmıyorum...maalesef gençlik de böyle besleniyor...
<''Sonuçları itibariyle insanlığa karşı işlenmiş bir suç olan darbeler, Türkiye’de son
yarım asırda sadece demokrasiye darbe vurmakla, meşru yönetimi alaşağı etmek ve
devlet yönetimine el koymakla kalmamış, vatandaşların vatandaşlık aidiyetlerini de
sakatlayarak toplumun psikolojisi üzerinde telafisi zor yaralar açmıştır. Demokratik
seçimlere, toplumsal dönüşüme, insan hak ve hürriyetleri alanındaki hukuk
reformlarına ve evrensel kriterlere dönük bütün çabalara rağmen Türkiye’de yaşanan
askeri darbeler öyle derin yaralar açmıştır ki, toplumun bir kesimi için 27 Mayıs,
başka bir kesimi için 12 Mart, başka bir kesim için 12 Eylül, başka bir kesim için
28 Şubat devam etmiştir.
11 Nisan 2012’de TBMM Genel Kurulunda, iktidar ve muhalefet partilerinin ortak
önergeleriyle ülkemizin en hayati meselesi olan darbeleri “birlikte” araştırması ve
sorgulaması için bir Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Komisyon Kasım 2012’de
çalışmalarını tamamlayarak raporunu TBMM Başkanlığına sundu. Söz konusu Rapor’u ve
ele aldığı konuları değerlendirmek üzere, Nimet Baş, Mithat Sancar, Avni Özgürel ve
Yılmaz Ensaroğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilecektir..
Bu karar binlerce araştırma görevlisi için 'emsal' olacak
Ankara 5. İş Mahkemesi, doktora öğrencisi Elçin Kurbanoğlu’nun açtığı ‘iş tespit davası’nda emsal olacak bir karara imza attı. Mahkeme, Kurbanoğlu’nun Bilkent Üniversitesi’nde yaptığı asistanlık görevini ‘işçi’ kapsamına alarak, Kurbanoğlu’nun haklarının iade edilmesine hükmetti. Verilen kararın Yargıtay tarafından onanması durumunda karar, araştırma görevlisi olarak çalıştırılan binlerce doktora öğrencisi için emsal teşkil edebilecek.
Sigortasız çalıştırıldı :
Elçin Kurbanoğlu, doktora öğrenimi gördüğü Bilkent Üniversitesi’nde burs karşılığı asistanlık, araştırma görevliliği ve gözetmenlik yaptı. Araştırma görevliliği yaptığı dönemde Kurbanoğlu, asistanlığını yaptığını hocalar için kütüphaneden veri toplamak, öğrencilerin araştırmalarında destek olarak yol göstermek, yapacağı yayınlarda kullanacağı bilgileri düzenlemek, fotokopi çekmek, öğrencilerin sınav notlarını ve aldıkları harfleri düzenlemek ve üniversitenin verdiği idari işler gibi görevleri yerine getirdi. Düşük ücretle ve sigortasız çalıştırılan Elçin Kurbanoğlu, ‘iş tespit’ davası açtı. Kurbanoğlu’nun ‘iş tespit’ davasını kabul eden mahkeme, bilirkişi görevlendirdi. Ancak bilirkişi raporunda, Kurbanoğlu’nun, doktora yaptığı dönemde kısmi zamanlı çalışan bir öğrenci olduğunu ve işçi sayılamayacağını ifade etti. Bu raporu, iş kanunlarında yapılan değişiklikleri bilirkişinin dikkate almadığı gerekçesiyle değerlendirmeyen mahkeme, kısmi zamanlı öğrencilerin işçi sayılabileceği kararını verdi.
Kararın gerekçesinde ise mahkeme, kısmi zamanlı çalışan öğrencilerin ‘işçi’ sayılabilmesi gerektiğine ayrıntılı bir şekilde yer verdi. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nden de örnekler veren Ankara 5. İş Mahkemesi Hâkimi Gülsüm Mısır , verdiği kararda, “Sosyal güvenlik hakkı temel bir insan hakkı olup, devletin yanında tüm kurumların bireylerin sosyal güvenlik hakkına saygı duyulması gerektiğine mahkememiz dikkat çeker” ifadesini kullandı. Hâkim Mısır, verdiği kararda ‘sosyal devlet’ tanımından örnekler vererek, şu ifadelere yer verdi:
“Anayasanın 2. maddesinde ‘devletin sosyal ve bir hukuk devleti olduğu hükme bağlanmıştır. Yine devletin amaç ve görevlerinin tanımlayan 5. maddesinde ise ‘devlet, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak suretle sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla görevli kılınmış 60. maddesinde ‘herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alıp, gerekli teşkilatı kuracağı tekrar vurgulanmış ve öngörülmüştür. Anayasa 90 son maddesi uyarınca temel haklar söz konusu olduğundan mevzuat ile uluslararası sözleşmenin çatışması halinde uluslararası sözleşme uygulanacaktır.’’
Karar: Bu bir iştir
Mahkeme verdiği kararda ise ‘Somut olayda davacının doktora yaparken araştırma görevlisi olarak çalıştırıldığı, doktora öğrencileri tarafından yerine getirilemeyecek gözetmenlik, sınav kâğıdı okuma gibi görevlerin yaptırıldığı anlaşılmıştır’ diyerek, Elçin Kurbanoğlu’nun araştırma görevlisi olarak çalıştığının tespitine karar verdi.
Elçin Kurbanoğlu, doktora öğrenimi gördüğü Bilkent Üniversitesi’nde burs karşılığı asistanlık, araştırma görevliliği ve gözetmenlik yaptı. Araştırma görevliliği yaptığı dönemde Kurbanoğlu, asistanlığını yaptığını hocalar için kütüphaneden veri toplamak, öğrencilerin araştırmalarında destek olarak yol göstermek, yapacağı yayınlarda kullanacağı bilgileri düzenlemek, fotokopi çekmek, öğrencilerin sınav notlarını ve aldıkları harfleri düzenlemek ve üniversitenin verdiği idari işler gibi görevleri yerine getirdi. Düşük ücretle ve sigortasız çalıştırılan Elçin Kurbanoğlu, ‘iş tespit’ davası açtı. Kurbanoğlu’nun ‘iş tespit’ davasını kabul eden mahkeme, bilirkişi görevlendirdi. Ancak bilirkişi raporunda, Kurbanoğlu’nun, doktora yaptığı dönemde kısmi zamanlı çalışan bir öğrenci olduğunu ve işçi sayılamayacağını ifade etti. Bu raporu, iş kanunlarında yapılan değişiklikleri bilirkişinin dikkate almadığı gerekçesiyle değerlendirmeyen mahkeme, kısmi zamanlı öğrencilerin işçi sayılabileceği kararını verdi.
Kararın gerekçesinde ise mahkeme, kısmi zamanlı çalışan öğrencilerin ‘işçi’ sayılabilmesi gerektiğine ayrıntılı bir şekilde yer verdi. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ve Avrupa Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nden de örnekler veren Ankara 5. İş Mahkemesi Hâkimi Gülsüm Mısır , verdiği kararda, “Sosyal güvenlik hakkı temel bir insan hakkı olup, devletin yanında tüm kurumların bireylerin sosyal güvenlik hakkına saygı duyulması gerektiğine mahkememiz dikkat çeker” ifadesini kullandı. Hâkim Mısır, verdiği kararda ‘sosyal devlet’ tanımından örnekler vererek, şu ifadelere yer verdi:
“Anayasanın 2. maddesinde ‘devletin sosyal ve bir hukuk devleti olduğu hükme bağlanmıştır. Yine devletin amaç ve görevlerinin tanımlayan 5. maddesinde ise ‘devlet, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak suretle sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamakla görevli kılınmış 60. maddesinde ‘herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu, devletin bu güvenliği sağlayacak tedbirleri alıp, gerekli teşkilatı kuracağı tekrar vurgulanmış ve öngörülmüştür. Anayasa 90 son maddesi uyarınca temel haklar söz konusu olduğundan mevzuat ile uluslararası sözleşmenin çatışması halinde uluslararası sözleşme uygulanacaktır.’’
Karar: Bu bir iştir
Mahkeme verdiği kararda ise ‘Somut olayda davacının doktora yaparken araştırma görevlisi olarak çalıştırıldığı, doktora öğrencileri tarafından yerine getirilemeyecek gözetmenlik, sınav kâğıdı okuma gibi görevlerin yaptırıldığı anlaşılmıştır’ diyerek, Elçin Kurbanoğlu’nun araştırma görevlisi olarak çalıştığının tespitine karar verdi.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1111352&CategoryID=77
.
.
coğrafya ve insan
yasanılan coğrafya etkiler insanı. insanlar yasadıkları coğrafyada sekillenir yani biraz.... havasından suyundan kapar bir seyler...
türkiye coğrafyasını düşünelim, aklınıza geldi mi bilmem..
Türkiye de bir bölgenin akarsularının yukarı havzası yani doğduğu yer-kaynağı başka ülkedendir ve sonrasında Türkiye'ye dökülür, dışarı kaynaklıdır bu akarsular. Aras, Kura, Fırat ve Dicle.. bu akarsuların geçtiği sınırlar da türkiyenin en sorunlu bölümleri olduğunu düşünürsek, coğrafyası da buna müsait diyebiliriz..
Güneydoğu anadolu insanı genelde affetmez yok eder bir suçlu varsa ortada, buharlaşma da o bölgede çok misal, hiç doğal göl yok..
Akdeniz de karstik yapı fazladır, kolay affeder ama insanlar kolay raydan çıkar, başkasından kolay etkilenirler, bir gün dolu dolu yağarlar bazı günler ise oldukça kurak olurlar..
Doğu anadolunun insanı inatçıdır. Coğrafyası da nitekim öyle.. çıldır gölü her yıl kışın donarmış, uluslararası buz pateni müsabaskı düzenlenileceği yıl göl buz tutmama gibir bir inatçılık yapmış =) inatetmiş bildiğiniz =) ama tabiki sonra donmuş.. ya da hatırlarsanız erzurum kış olimpiyatlarında erzurumda yeteri kadar kar yoktu, dağlardan kar getirmişlerdi, buzlu sahayı öyle elde etmişlerdi ve ertesi gün yarışma için hazırlanmıştı ancak gece boyu kar yağmış ve hazırlanan buz pistler karla dolmuştu... inat edip yağmayan kar her sey yapay yolla hazırlandıktan sonra yağmıştı... doğu anadolunun da insanı aksidir, inatcıdır...
gelelim iç anadoluya, iç anadolunun da suları gölleri kapalıdır dışarı akmaz taşmaz.. anadolu insanı muhafazakardır, dışa kapalıdır, ön yargılıdır =)
karadeniz insanları da akarsuları gibidir, akıp taşmak ister, bir anı bir anını tutmaz, azcık delilerdir, horonla sakinleşirler =)))
6 Aralık 2012
tunalı hilmi, tivoli...
ankarayı bu puslu günlerde seven var mı bilmiyorum, gerçi bunu düşünen hisseden de yoktur, herkes işinde gücünde, benim gibi boş değil =) gerçi ben de çok yoğunum ama ruhen boşluktayım oyüzden böyle seyler düşünebiliyorum..
aklıma haftasonları babamın götürdüğü tunalıhilmi geldi, herkesin tunalı hilmisi başkadır tabi.. kışın çok daha bi giderdik... eğer gündüz gidiliyorsa dolanılır, talip mağazasında ne var ne yok bakılır, babamın mükemmel sıcaklığı ve ikna gücü ile alınan kıyafetlere toptan bir iksonto uygulanırdı, mutlu bir sekilde ayrılıp, tivoliye doğru yol alırdık.. tivoli fast food satan bir yerdi ama her çeşitten vardı, pizzalarını yerdik biz.. kekik kokusu buram buram, annemin o güzel parfüm kokusuyla karışırdı, derdim fazla yoktu çocukken.. yemeyi de severdim, kiloluydum zaten ama obez değildim..annemin parfümünden bulmak istiyorum ama yok çok sordum amerikan pasajına bile girdim ama olmadığını söylediler.. belki de olmaması daha iyi, geçmişin kokusunu bugün koklamak geçmişe adım atlatmak olurdu... sonra petshop a girilirdi sözde, nursemayı oyalamak adına.. ama ben o yaşta da sevmezdim pet shopları, küçücük kafeslere konmuş hayvanlar bana pek mutlu gözükmezdi, içim daralırdı ççıkmak isterdim. halen de öyledir, petshoplara bakamıyorum bile, üzülüyorum hepsini sahipli yapmak ya da azad etmek geliyor içimden...
uslu bir çocuktum, hediye falan hiç isteyemezdim sadece pizza canavarıydım, onu yemek çok isterdim. zaten ailemde herhafta sonu tivoli de yediriyordu.. hani türk malı dizisi vardı ya, her öğün pizza yiyenler sanırım ben o aileye mensup olsam halimden hiç şikayet etmezdim =) ama ondan da bıkılırdı kesin...
ya bu puslu hava bana tivolide geçen zamanları anımsattı.... eskiden insanlarda usturuplu ve düzgündü, dışarı çıkmanın bir önemi olurdu, salt alışveriş için çıkılmıyordu..
hahaha tunalı hilmiye yunaytıt irmik derdim bir de =)))
aklıma haftasonları babamın götürdüğü tunalıhilmi geldi, herkesin tunalı hilmisi başkadır tabi.. kışın çok daha bi giderdik... eğer gündüz gidiliyorsa dolanılır, talip mağazasında ne var ne yok bakılır, babamın mükemmel sıcaklığı ve ikna gücü ile alınan kıyafetlere toptan bir iksonto uygulanırdı, mutlu bir sekilde ayrılıp, tivoliye doğru yol alırdık.. tivoli fast food satan bir yerdi ama her çeşitten vardı, pizzalarını yerdik biz.. kekik kokusu buram buram, annemin o güzel parfüm kokusuyla karışırdı, derdim fazla yoktu çocukken.. yemeyi de severdim, kiloluydum zaten ama obez değildim..annemin parfümünden bulmak istiyorum ama yok çok sordum amerikan pasajına bile girdim ama olmadığını söylediler.. belki de olmaması daha iyi, geçmişin kokusunu bugün koklamak geçmişe adım atlatmak olurdu... sonra petshop a girilirdi sözde, nursemayı oyalamak adına.. ama ben o yaşta da sevmezdim pet shopları, küçücük kafeslere konmuş hayvanlar bana pek mutlu gözükmezdi, içim daralırdı ççıkmak isterdim. halen de öyledir, petshoplara bakamıyorum bile, üzülüyorum hepsini sahipli yapmak ya da azad etmek geliyor içimden...
uslu bir çocuktum, hediye falan hiç isteyemezdim sadece pizza canavarıydım, onu yemek çok isterdim. zaten ailemde herhafta sonu tivoli de yediriyordu.. hani türk malı dizisi vardı ya, her öğün pizza yiyenler sanırım ben o aileye mensup olsam halimden hiç şikayet etmezdim =) ama ondan da bıkılırdı kesin...
ya bu puslu hava bana tivolide geçen zamanları anımsattı.... eskiden insanlarda usturuplu ve düzgündü, dışarı çıkmanın bir önemi olurdu, salt alışveriş için çıkılmıyordu..
hahaha tunalı hilmiye yunaytıt irmik derdim bir de =)))
5 Aralık 2012
izlanda nın yeni isim babası kim olacak a dostlar?
Ülkeye gelecek olan turist sayısını artırmak ve ilginç bir iş yaparak dikkatleri üzerine çekmek için İzlanda ismini değiştirmeye hazırlanıyor....
Ülke ekonomik olarak zor zamanlar geçirmekteymiş, 2008 yılından beri seyreden ekonomik kriz esnasında IMF ve diğer birçok Avrupa devleti ülkeye borç vererek ülkeyi sıkıntıdan bir nebze de olsa kurtarmaya çalışmıştı..
Bu fikir bir turizm firmasından çıkmıştı ancak şimdilerde İzlanda hükümeti de desteklemekte..
Türkçe de ülkeye İzlanda denilirken, birçok ülke dilinde Iceland deniliyor.. Iceland( buz karası) anlamı bile turistleri o ülkeden soğutmaya yetiyormuş bu fikiri çıkaran turzim şirketine göre.. Bu yüzden farklı adlara açıklarmış...
İzlanda nın yeni adını Mart 2013 de düzenlenen bir yarışma ile ülkedeki turistler belirleyecek =)
Ve yeni isim babasına sembolik olarak ülkeden bir arsa hediye edilecekmiş...
Benim isim teklifim: HotPurity, sıcak masumluk..
Ülkeyi tanımanız için birkaç fotograf yüklesem çok iyi olur:
buz sahili
Şimdiye kadar en çok söylenen ve beğeni toplayan isimler ise şunlarmış:
Ülke ekonomik olarak zor zamanlar geçirmekteymiş, 2008 yılından beri seyreden ekonomik kriz esnasında IMF ve diğer birçok Avrupa devleti ülkeye borç vererek ülkeyi sıkıntıdan bir nebze de olsa kurtarmaya çalışmıştı..
Bu fikir bir turizm firmasından çıkmıştı ancak şimdilerde İzlanda hükümeti de desteklemekte..
Türkçe de ülkeye İzlanda denilirken, birçok ülke dilinde Iceland deniliyor.. Iceland( buz karası) anlamı bile turistleri o ülkeden soğutmaya yetiyormuş bu fikiri çıkaran turzim şirketine göre.. Bu yüzden farklı adlara açıklarmış...
İzlanda nın yeni adını Mart 2013 de düzenlenen bir yarışma ile ülkedeki turistler belirleyecek =)
Ve yeni isim babasına sembolik olarak ülkeden bir arsa hediye edilecekmiş...
Benim isim teklifim: HotPurity, sıcak masumluk..
Ülkeyi tanımanız için birkaç fotograf yüklesem çok iyi olur:
buz sahili
Şimdiye kadar en çok söylenen ve beğeni toplayan isimler ise şunlarmış:
İzlanda için şu adlar öne çıkıyor:
Niceland: Güzel Ülke
Birdland: Kuş Ülkesi
Volcanoland: Yanardağ Ülkesi
Ejyafjallajoekulland Cloudland: Bulut ülkesi
Flokiland: Viking Denizcisi
Birdland: Kuş Ülkesi
Volcanoland: Yanardağ Ülkesi
Ejyafjallajoekulland Cloudland: Bulut ülkesi
Flokiland: Viking Denizcisi
4 Aralık 2012
3 Aralık 2012
sen okurken burayı ne oldu bak =)
etme bulma gezegeni ile görmezden gelme gezegeni birbirlerine çarpmak için mükemmele yakın zamanı beklerlerken, sorma bulma gezegeni o saçma sorularını temize çekiyordu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etiketler
göbek eritme
(3)
candan erçetin
(2)
kanarya
(2)
temizliği
(2)
tubun faydaları
(2)
19
(1)
1970
(1)
200 tane gezegeniniz varmış gibi yaşıyorsun ancak yalnızca bir dünyamız var
(1)
35 ölü
(1)
A1
(1)
AGİT
(1)
Affrican Commission
(1)
Afrika Şartı
(1)
Madde 19 vatandaşlıktan çıkarılma
(1)
Mahkeme
(1)
Mariami Abduselişi
(1)
O beni “Herhalde” sevmiş.
(1)
Women's Rights
(1)
acıtıyor
(1)
adım google'da çıkmasın
(1)
algı gerçektir
(1)
altın
(1)
altınları
(1)
amniyo sentez
(1)
amniyosentez
(1)
ankara
(1)
arama motoru
(1)
asma
(1)
auto erotic asphixication
(1)
ayak
(1)
ayak temizliği
(1)
azınlık hakları
(1)
ağlamak
(1)
ağız kokusunu önlemek
(1)
babet yara yaptı
(1)
bahar
(1)
baklava
(1)
bakım
(1)
balböceği
(1)
barış manço
(1)
batı trakya türkleri
(1)
bel kemeri
(1)
brokoli salatası
(1)
brugge porselen
(1)
brütüs
(1)
bulantı
(1)
buzdan müze.
(1)
böğürtlenimsi
(1)
can dündar
(1)
caught in the middle
(1)
cemal süreya..
(1)
depeche mode
(1)
deprem
(1)
dirsek bakımı
(1)
diş eti
(1)
diş ipi
(1)
diş sağlığı
(1)
dondurma
(1)
dondurucu soğuk
(1)
downsendromu
(1)
düğün davetleri
(1)
el ayak bakımı
(1)
el kuruluğu
(1)
el nemlendiricisi
(1)
elma
(1)
elmalı cevizli puding
(1)
fahri
(1)
forum
(1)
foça
(1)
free love
(1)
funda arar
(1)
geceler.
(1)
genetik hastalıklar
(1)
genç
(1)
godotyu beklerken
(1)
google
(1)
gögüs
(1)
gökçe
(1)
güney afrika
(1)
güneşli bir sabah
(1)
hakikat komisyonu
(1)
havilland krem
(1)
hepatit b
(1)
hitler
(1)
hocam
(1)
hz.muhammet
(1)
iktisat
(1)
ileri yaştaki kadınlar
(1)
ipuçları
(1)
ishal
(1)
istanbul
(1)
isviçre
(1)
italy
(1)
jane eyre
(1)
jinekoloji
(1)
jooble
(1)
jooble-tr.com/
(1)
joseph
(1)
julide ateş
(1)
kadınlar için şınav
(1)
kafes temizliği
(1)
kanser riski
(1)
karartma günleri
(1)
karpuz çekirdeği
(1)
karsı dağların heybetinden mi gireyim??
(1)
karın düzleştirme
(1)
kavun
(1)
kazaklı tüy =)
(1)
kilo almak
(1)
kissing you goodbye
(1)
konular
(1)
kpss
(1)
kuklagiller...
(1)
kusma
(1)
kuyumcu
(1)
külah
(1)
külah pasta
(1)
kırmızı turp
(1)
kızgın güneş
(1)
lavanta
(1)
lavanta çayı
(1)
leperuj
(1)
leyla ile mecnun
(1)
mekik
(1)
mengele
(1)
muhabbet kuşu
(1)
muhabbet kuşu bakımı
(1)
muhabbet kuşu banyo
(1)
muz sesleri
(1)
nara
(1)
nedensiz
(1)
nelson mandela
(1)
oldies
(1)
pamela anderson
(1)
patatesli börek
(1)
patatesli peynirli börek
(1)
patos
(1)
pervasız
(1)
peygamber efendimiz
(1)
peynir
(1)
phokaia
(1)
plastik su şişeleri
(1)
porselen bebek
(1)
poselen bebek
(1)
push up
(1)
rafet el roman nerdesin
(1)
roboski
(1)
sarı lira
(1)
sayesinde
(1)
sende mi brütüs
(1)
senede bir gün
(1)
sivrisinek
(1)
sivrisinek kovar
(1)
soframız
(1)
sor dağılımı
(1)
sosyal
(1)
soğan
(1)
star tv
(1)
storia di un tale
(1)
su
(1)
suluk
(1)
sus küçüğüm söz büyüğün (su küçüğün söz büyüğün
(1)
süt
(1)
sınav nasıl çekilir
(1)
sırt yağı eritme
(1)
tam buğday ekmeği ve faydaları
(1)
ters mekik
(1)
the gummy bear
(1)
the pierces
(1)
tooner dolls
(1)
torba
(1)
trt haber
(1)
tuttu fırlattı
(1)
tüylenmiş kazak
(1)
uludere
(1)
under the tuscan sun
(1)
uygun ayakkabı seçmek
(1)
vasiyet
(1)
yalnızlık 2013
(1)
yalnızlık kalbimin ilelebet sahibi
(1)
yaz salatası
(1)
yağ yakan besinler
(1)
yağ yakma
(1)
yeni logo star tv
(1)
yeşillik
(1)
yorgun
(1)
yorulmadan zayıflama
(1)
yumurta
(1)
yüzünden..
(1)
zayıflamak
(1)
zeybek vs yunanistan davası
(1)
çanta
(1)
çat pat deil sular seller gibi
(1)
çıtır börek
(1)
çığlık
(1)
ölüm orgazmı
(1)
öteki kadın
(1)
özel geceler çin
(1)
üniversite
(1)
şınav
(1)



