31 Ekim 2011
27 Ekim 2011
daha ne diyeyim-yalın
yazdan beri severek dinlediğim bi şarkı, gene çalınca paylasayım dedim =)) foçayı da hatırlatıyor kesinlikle =))
Eş dosthemen uyandı şu halime
Bi dolu bi boş çabamın istikbaline
Mahalle delikanlıları da destekte
Onlarbu gidişe muhalefet
Çat pat değil sular seller gibi
Okyanus oldum sen karaya deli
Dinleyenin söyleyene şu tavrı
Çok acıklı durdu maalesef
Döksem yollarına dünyaları
Gelmiş geçmiş enbüyük aşkı
Canımın üstünde yerin var bekliyorum ooooof
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ben ne bileyim ah ne diyeyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Eş dost hemen uyandı şu halime
Bi dolu bi boş çabamın istikbaline
Mahalle delikanlıları da destekte
Onlar bu gidişe muhalefet
Çat pat değil sular seller gibi
Okyanus oldum sen karaya deli
Dinleyenin söyleyene şu tavrı
Çok acıklı durdu maalesef
Döksem yollarına dünyaları
Gelmiş geçmiş en büyük aşkı
Canımın üstünde yerin var bekliyorum ooooof
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ben ne bileyim ah ne diyeyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
Eş dost
Bi dolu bi boş çabamın istikbaline
Mahalle delikanlıları da destekte
Onlar
Çat pat değil sular seller gibi
Okyanus oldum sen karaya deli
Dinleyenin söyleyene şu tavrı
Çok acıklı durdu maalesef
Döksem yollarına dünyaları
Gelmiş geçmiş en
Canımın üstünde yerin var bekliyorum ooooof
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ben ne bileyim ah ne diyeyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Eş dost hemen uyandı şu halime
Bi dolu bi boş çabamın istikbaline
Mahalle delikanlıları da destekte
Onlar bu gidişe muhalefet
Çat pat değil sular seller gibi
Okyanus oldum sen karaya deli
Dinleyenin söyleyene şu tavrı
Çok acıklı durdu maalesef
Döksem yollarına dünyaları
Gelmiş geçmiş en büyük aşkı
Canımın üstünde yerin var bekliyorum ooooof
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ben ne bileyim ah ne diyeyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Karşı dağların heybetinden mi gireyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
Yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
Daha ne diyeyim aman ne diyeyim
Ah ne diyeyim ben ne bileyim
25 Ekim 2011
bugünün tekerrür etmiş tanısı
bazı seylerden bunalmak içinde onların farkında olmak gerekiyor
bunalmıyorsam nedensizliğindendir :)
fonda şarkı derki:
i can't do these all on my own cause i know i am no superman....
bunalmıyorsam nedensizliğindendir :)
fonda şarkı derki:
i can't do these all on my own cause i know i am no superman....
dodo
Özgürlüğün Ekolojisi adlı kitapta keçi örneğindeki gibi, aç bir keçi karsına çıkan yeşilliğin dünyanın son yeşilliği olup olmadığını düşünmeden yer, sadece o an için açlık duygusunu engelleme, onu tok hissettirecek olan yeşilliği bitirmeyi düşünür ve yeşillik bitince kendi sonunu da hazırlamış olur ama bunu akıl edemez. Fakat, insan gelecek kavramına sahiptir, eğer karsısındaki son yeşillikse onu tüketmez onu çoğaltacak yolları bulmaya çalışır.yaşamın garantisini elde etmeye bakar binevi.. ama insanlık bazı türleri tükettğinin farkında değil.. Örneğin, dodolar.. 1 metro uzunluğunda olup uçamayan kuşlardı.. Yerde yuvarlanır, meyvelerle beslenirdi..Dodolar çok zeki canlılar değildi. Bu yüzden insanlara kolayca yakalanıyorlardı. İnsanların adaya getirdiği diğer yırtıcı hayvanlar da; dodo yumurtalarını mahvetti. İnsanlar da acıktıklarında bu 1 metre boyunda iştah açıcı kuşları yerdi. Acıktıkları zaman; uçamayan ve koşamayan dodoların kafasına sopayla vurmaları yeterdi. Dodo soyu, 200 yılda tamamen tükendi. İnsanların vahşet ve değişim hızını vurgulayan bu olay hala hayvanseverlerin başlıca davalarından biri olmaktadır.Soyunu doğrudan insan etkeni tüketmiştir ve soy tükenmesinin örneği olarak sıklıkla atıfta bulunulur. Mauritius'ta yaşardı 17.yy soyu tükendiği söylenir.., orası neresi derseniz, hindistanın güneybatısında bir ada ülkesidir, polisleri silah taşımaz gayet düzgün işleyen sistemleri vardır.. portekiz ve fransa sömürgesinde uzun yıllar kalmıştır..daha neleri bozup tüketmedik ki :( insanlarda böyle ormanları, hayvanları tüketerek keçilerden farksız davranmaktadır..
24 Ekim 2011
gül, bahçe, bahçıvan, akşam yemeği, salata.. bağlantı kurabilen bir tek nörsma
ders çok sürükleyiciydi ya 3 ders saati içinde bir kez bile dalmadım, süper geçiyor çok güzel.. iyiki burdayım bu dersteyim diyorum. eve geldim yemek hazırlama başa düştü, salatayı yaparken söylediğim şarkıya sonra güldüm, çok sevdiğim bir sarkı ama salataya neden söyledimki bunu:
gel gönlümü yerden yere vurma güzeel ne olursun gül dururken dikenleri derme güzel nee olursun
....
sevgin nefes sevgin candır sevgin banaa heyecandırr
...
kal diyemem git diyememe sen goncasın gül diyemem
çook severim söyleyemem sorma güzel ne olursun
aşık fln değilim duygusalsa hiç değilim bugünlerde ama sarkının aklıma girmesi sanırım gül metaforundan oldu..
ya da diğer tabiriyle bahçıvan metaforu...toplum tasarımı kodlar, bunu insanlara empoze eder, nasılki bahçıvan bahçeyi dizayn ederken bu gül dursun, bu ayrıksı otu söküp atalım, diğer menekşe kalsın onu güle benzetiriz tarzında kategorileştirme yapıyorsa, yüzyıllardır belli otoriteler de insanları gruplara ayırma peşinde ama inanıyorum ki toplumsal bir tahayyülden ibaret..
geleneksel yapıdan kopmaya çalışıp yeni bölüme eklenememiş, arada kalmış insan grupları için bu kullanılır.lümpen kültürü diyebiliriz.. bahçıvan gül yetişmek ister ayrıksı otları barındırmak istemez. yani nasıl bir bahçıvanın ayrıksı ota azcık gül gibi ol seni yolmayayım demesi çok saçma geliyorsa insanlara da önceden hiç bilmediği bir şeyin zorunluluğu altına hükmü altına girmeye zorlamak da işte bu kadar saçma olmaktadır.. burada içselleştirilmiş bir oryantalism de vardır. ayrıksı ot kendini mutsuz hisseder bir gül olamadığı için ,bir gül olmayı beceremediği için, böylece ya içinde bir begeni oluşturur ya da nefret.. gülsün ama yabangülüsün o zaman ne olcak ya da rengin farklı o zaman ne olacak? gülsün ama kokmayan gülsün hapı yuttun mu olcak?.. kimseyi kendine benzetmeye çalışamazsın, kendin gibi olmasını da isteyemezsin,
olması gereken kendi özelliğimizi özcü bir biçimde ele almayıp özgürce yaşamaktır..bahçe adına çiçeği dışlamak mı gerek çiçek adına bahçeyi mi değiştirmek gerek??
toplum adına insanı mı dışlamak gerek, insan adına toplumu mu dışlamak gerek? belki de bizim derdimiz bu tip üzümleri yemek değil de bağcıyı dövmektir?
gel gönlümü yerden yere vurma güzeel ne olursun gül dururken dikenleri derme güzel nee olursun
....
sevgin nefes sevgin candır sevgin banaa heyecandırr
...
kal diyemem git diyememe sen goncasın gül diyemem
çook severim söyleyemem sorma güzel ne olursun
aşık fln değilim duygusalsa hiç değilim bugünlerde ama sarkının aklıma girmesi sanırım gül metaforundan oldu..
ya da diğer tabiriyle bahçıvan metaforu...toplum tasarımı kodlar, bunu insanlara empoze eder, nasılki bahçıvan bahçeyi dizayn ederken bu gül dursun, bu ayrıksı otu söküp atalım, diğer menekşe kalsın onu güle benzetiriz tarzında kategorileştirme yapıyorsa, yüzyıllardır belli otoriteler de insanları gruplara ayırma peşinde ama inanıyorum ki toplumsal bir tahayyülden ibaret..
geleneksel yapıdan kopmaya çalışıp yeni bölüme eklenememiş, arada kalmış insan grupları için bu kullanılır.lümpen kültürü diyebiliriz.. bahçıvan gül yetişmek ister ayrıksı otları barındırmak istemez. yani nasıl bir bahçıvanın ayrıksı ota azcık gül gibi ol seni yolmayayım demesi çok saçma geliyorsa insanlara da önceden hiç bilmediği bir şeyin zorunluluğu altına hükmü altına girmeye zorlamak da işte bu kadar saçma olmaktadır.. burada içselleştirilmiş bir oryantalism de vardır. ayrıksı ot kendini mutsuz hisseder bir gül olamadığı için ,bir gül olmayı beceremediği için, böylece ya içinde bir begeni oluşturur ya da nefret.. gülsün ama yabangülüsün o zaman ne olcak ya da rengin farklı o zaman ne olacak? gülsün ama kokmayan gülsün hapı yuttun mu olcak?.. kimseyi kendine benzetmeye çalışamazsın, kendin gibi olmasını da isteyemezsin,
olması gereken kendi özelliğimizi özcü bir biçimde ele almayıp özgürce yaşamaktır..bahçe adına çiçeği dışlamak mı gerek çiçek adına bahçeyi mi değiştirmek gerek??
toplum adına insanı mı dışlamak gerek, insan adına toplumu mu dışlamak gerek? belki de bizim derdimiz bu tip üzümleri yemek değil de bağcıyı dövmektir?
kerameti kendinden menkul**
-o kadar harika yazmışki, masal gibi anlatmış bu sistemi
-e demekki masal, harika değil.
**kendinden başka dayanağı/referansı olmayan ve böylelikle ortalıkta dolanan/konuşan/kendi reklamını yapan boş beleş kişiler için kullanılan bir tabir.
-e demekki masal, harika değil.
**kendinden başka dayanağı/referansı olmayan ve böylelikle ortalıkta dolanan/konuşan/kendi reklamını yapan boş beleş kişiler için kullanılan bir tabir.
VAN'A YARDIM İÇİN
ANKARA'DAN VAN'A YARDIM İRTİBAT NUMARALARI:
Ankara Siyasal: 05385492601,
DTCF:05464477373,
Gazi Üniversitesi:05343247562,
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi:05434402636,
Hacettepe Üniversitesi:05546684209,
ODTÜ:05532238667,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi: 05464668213
ANKARA'DAN ÜCRETSİZ YARDIM GÖNDERİLEBİLECEK KURULUŞLAR:
MNG Kargo ücret almayacağını açıkladı, yardımlarını kargo yoluyla ulaştırmayı
düşünenler 444 06 06 nolu telefondan MNG Kargô'ya ulaşabilirler.
Ayrıca PTT Kargo da Van'a yardım gönderilerini bedava yaptı!!!
Van gölü turizm ankara seferleri: 10.00, 13.00, 17.30, 19.30 bestvan 18.00
Ankara'da Kızılay Afet Operasyon aracılığıyla da yardım ulaştırabilirsiniz.0312 293
60 25 i arayınca ihtiyaçları söylüyorlar.
İHTİYAÇLAR:
Battaniye,
Kuru gida,
İçme suyu,
Çocuk maması,
Katalitik soba,
Kışlık giysi,
Bebek bezi,
İç çamaşırı,
Kadın pedi..
En önemlisi Ercis'te butun firinlar yikilmis, ekmek lazim!!!
Deprem bolgesine gonderilmek uzere Kizilay'in kana ihtiyaci var. Lutfen 168'i arayin.
Şehirdisindan gonderilecek yardimlar icin kriz masasindan 0505-605-83-18 abdurrahman
dogar,gonderilen yardimlarin karsilanmasini ayarlayacak. Bu numara SADECE Van'a
ulasacak araclarin karsilanmasi/malzemelerin teslimi icin aransin lutfen, iletisim
icin mesgul edilmesin!!!
YARDIMLAR İÇİN ÖNEMLİ UYARI
Hazırladığınız kolilerin üzerine depreme yardım için gibi bir görünür bir not,
içinde ne tür malzeme olduğuna dair bilgi yazınız. Ayrıca ihtiyaç malzemesi olarak
sıcak tutacak kıyafet ve iç çamaşırı öncelikle önemli... Eğer herhangi bir sivil
toplum kuruluşuyla göndermiyrosanız mutlaka öncesinde karşıdan alacak bir kişiyle
irtibata geçin veya van kriz merkezlerini arayıp gerekli bilgilendirmeleri yapın!!
Ankara Siyasal: 05385492601,
DTCF:05464477373,
Gazi Üniversitesi:05343247562,
Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi:05434402636,
Hacettepe Üniversitesi:05546684209,
ODTÜ:05532238667,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi: 05464668213
ANKARA'DAN ÜCRETSİZ YARDIM GÖNDERİLEBİLECEK KURULUŞLAR:
MNG Kargo ücret almayacağını açıkladı, yardımlarını kargo yoluyla ulaştırmayı
düşünenler 444 06 06 nolu telefondan MNG Kargô'ya ulaşabilirler.
Ayrıca PTT Kargo da Van'a yardım gönderilerini bedava yaptı!!!
Van gölü turizm ankara seferleri: 10.00, 13.00, 17.30, 19.30 bestvan 18.00
Ankara'da Kızılay Afet Operasyon aracılığıyla da yardım ulaştırabilirsiniz.0312 293
60 25 i arayınca ihtiyaçları söylüyorlar.
İHTİYAÇLAR:
Battaniye,
Kuru gida,
İçme suyu,
Çocuk maması,
Katalitik soba,
Kışlık giysi,
Bebek bezi,
İç çamaşırı,
Kadın pedi..
En önemlisi Ercis'te butun firinlar yikilmis, ekmek lazim!!!
Deprem bolgesine gonderilmek uzere Kizilay'in kana ihtiyaci var. Lutfen 168'i arayin.
Şehirdisindan gonderilecek yardimlar icin kriz masasindan 0505-605-83-18 abdurrahman
dogar,gonderilen yardimlarin karsilanmasini ayarlayacak. Bu numara SADECE Van'a
ulasacak araclarin karsilanmasi/malzemelerin teslimi icin aransin lutfen, iletisim
icin mesgul edilmesin!!!
YARDIMLAR İÇİN ÖNEMLİ UYARI
Hazırladığınız kolilerin üzerine depreme yardım için gibi bir görünür bir not,
içinde ne tür malzeme olduğuna dair bilgi yazınız. Ayrıca ihtiyaç malzemesi olarak
sıcak tutacak kıyafet ve iç çamaşırı öncelikle önemli... Eğer herhangi bir sivil
toplum kuruluşuyla göndermiyrosanız mutlaka öncesinde karşıdan alacak bir kişiyle
irtibata geçin veya van kriz merkezlerini arayıp gerekli bilgilendirmeleri yapın!!
23 Ekim 2011
Van'da deprem..
kış bastırdı.. depremi yaşayanlarda yıllarca kalıyor içinde o korku panik...Allah yardımcımız olsun..deprem korktuğum afetlerin en başında geliyor çünkü önceden yasadım, Ankara depremlerinde bile hemen hissediyordum uykudayken
malda yalan mülkte san şöhrette zenginlikte bazen içimde hiçbir heves kalmıyor bu hayata dair sonra geçip gidiyor sınavdayız burda buna eminim. iç huzuru çevrene yayıyorsan en güzel mutluluktur gerisi boş.. iyi bir insan olmamız gerek, olabildiğince iyi dürüst merhametli boş durmayan,hiç bir şeyin garantisi yok sonuçta en güvendiklerimiz bile sonuna kdr bizle değil, yaşamlarını yitirp gitmekteler.
kış bastırdı.. depremi yaşayanlarda yıllarca kalıyor içinde o korku panik...Allah yardımcımız olsun..deprem korktuğum afetlerin en başında geliyor çünkü önceden yasadım, Ankara depremlerinde bile hemen hissediyordum uykudayken
malda yalan mülkte san şöhrette zenginlikte bazen içimde hiçbir heves kalmıyor bu hayata dair sonra geçip gidiyor sınavdayız burda buna eminim. iç huzuru çevrene yayıyorsan en güzel mutluluktur gerisi boş.. iyi bir insan olmamız gerek, olabildiğince iyi dürüst merhametli boş durmayan,hiç bir şeyin garantisi yok sonuçta en güvendiklerimiz bile sonuna kdr bizle değil, yaşamlarını yitirp gitmekteler.
Kadını koruyana hapis cezası! son 3 cümle daha kötü...
Kadını koruyana hapis cezası!
23/10/2011 9:49
Eşini döven kocayı engellemek isterken dayak yiyen iki asistan 4'er ay hapse mahkûm edildi. Hem eşini hem asistanları döven kocanın 1.5 yıllık cezası 5 aya indirilip ertelendi
Ankara’da, sokak ortasında eşine dayak atan kocaya müdahale ettikleri için dayak yiyen insan hakları alanında çok sayıda çalışmaya imza atmış iki asistana yargıdan da kötü haber geldi. Mahkeme, asistanları akrabaları ve esnafla birlikte döven kocaya verdiği cezada “tahrik” indirimi yaparken, kendilerini savunan asistanları “müessir fiilde” bulundukları iddiasıyla 3 ay 10 gün hapse mahkûm etti.
Mahkeme, hakkında hiçbir şikâyet bulunmadığı halde, dayak yiyen kadına da telefonla akrabasından yardım isteyip olayları azmettirdiği gerekçesiyle cezalandırdı. Asistanların kararı temyiz hakkı bile bulunmuyor.
Ne karışıyorsun dayağa?
Hukuk Fakültesi asistanları Hakan Mertcan ve Cenk Yiğiter’in, Türkiye’deki insan hakları pratiğini darp edilerek gözlemleme olanağı buldukları olay şöyle gelişti:
Geçtiğimiz şubat ayında, Ankara Cebeci’de biraz yürümek için saat 23.00 sıralarında dışarıya çıkan iki asistan, bir kadının sokak ortasından dövüldüğünü gördü. İki asistan, bir kız çocuğunun çabalarına rağmen kadını feci şekilde döven adamı engellemek için, uzaktan, “Ne oluyor” diye seslendi. Sedat Koç adlı saldırgan ise yolun karşısına geçerek asistanlara saldırdı. Asistanlara “Ne karışıyorsunuz?” diyerek yumruk atan Sedat Koç’u çevredeki esnaf engelledi. Bu sırada, Sedat Koç’un yeğeni olduğu öğrenilen bir kişi, koşarak yeniden iki asistana saldırdı. Kısa süreli arbede sırasında, asistanlara çevredeki bazı esnafların da vurduğu anlaşıldı.
Herkes şikâyetçi oldu
Can güvenliklerinden endişe eden asistanlar ise cep telefonuyla polisi çağırdı. Olay yerine gelen polis, tarafları karakola götürdü. Kavga sırasında burnunda 3 kırık oluşan ve Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Polikliniği tarafından 7 gün iş göremez raporu alan Cenk Yiğiter ile hafif yaralanan Hakan Mertcan, kendilerini döven Sedat Koç ve aynı ismi taşıyan yeğeninden şikâyetçi oldu. Asistanları darp eden Sedat Koç ve yeğeni de asistanları savcılığa şikâyet etti. Karakola gelen dayak mağduru Cennet Koç ise kendisini döven kocasından şikâyetçi oldu.
Tahrik indirimi uygulandı
Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi, olayla ilgili açılan davada ilginç kararlar verdi. Mahkeme, karısını dövdüğü için 5 ay hapse mahkûm ettiği Sedat Koç’u, asistanları darp ettiği gerekçesiyle de 1.5 yıl hapisle cezalandırdı. Ancak, asistanları dövdüğü için verdiği 1.5 yıllık cezada bu suçu “tahrik” altında ve haksız bir eyleme karşı işlediği ve iyi halli olduğu gerekçesiyle indirim yaptı. 6 aya indirilen bu ceza ertelendi. Mahkeme, eşini dövdüğü gerekçesiyle verdiği 5 aylık cezayı da erteledi.
Sedat Koç’un aynı ismi taşıyan yeğeni Sedat Koç’a da Yiğiter’in burnunu kırdığı için 1 yıl 2 ay hapis cezası veren mahkeme, bu cezada da haksız tahrik ve iyi hal indirimi yaptı. 5 ay 25 güne düşen bu ceza da ertelendi.
Asistanlar Yiğiter ve Mertcan’a ise Sedat Koç’a yönelik “müessir fiil” suçundan 4 ay hapis cezası verildi. Sanıkların duruşmalardaki iyi hali nedeniyle ceza 3 ay 10 güne düşürüldü. Asistanların cezasında “meşru müdafaa” indirimi ise yapılmadı.
Dövülen kadına da 1 yıl
Dayak yiyen Cennet Koç ise kimse şikâyetçi olmamasına rağmen amcasının oğlunu arayarak, “Burada olay çıktı yetiş” dediği gerekçesiyle “azmettirme” suçundan 1 yıl hapse mahkûm edildi. Bu ceza da ertelendi. (Milliyet)
Mahkeme, hakkında hiçbir şikâyet bulunmadığı halde, dayak yiyen kadına da telefonla akrabasından yardım isteyip olayları azmettirdiği gerekçesiyle cezalandırdı. Asistanların kararı temyiz hakkı bile bulunmuyor.
Ne karışıyorsun dayağa?
Hukuk Fakültesi asistanları Hakan Mertcan ve Cenk Yiğiter’in, Türkiye’deki insan hakları pratiğini darp edilerek gözlemleme olanağı buldukları olay şöyle gelişti:
Geçtiğimiz şubat ayında, Ankara Cebeci’de biraz yürümek için saat 23.00 sıralarında dışarıya çıkan iki asistan, bir kadının sokak ortasından dövüldüğünü gördü. İki asistan, bir kız çocuğunun çabalarına rağmen kadını feci şekilde döven adamı engellemek için, uzaktan, “Ne oluyor” diye seslendi. Sedat Koç adlı saldırgan ise yolun karşısına geçerek asistanlara saldırdı. Asistanlara “Ne karışıyorsunuz?” diyerek yumruk atan Sedat Koç’u çevredeki esnaf engelledi. Bu sırada, Sedat Koç’un yeğeni olduğu öğrenilen bir kişi, koşarak yeniden iki asistana saldırdı. Kısa süreli arbede sırasında, asistanlara çevredeki bazı esnafların da vurduğu anlaşıldı.
Herkes şikâyetçi oldu
Can güvenliklerinden endişe eden asistanlar ise cep telefonuyla polisi çağırdı. Olay yerine gelen polis, tarafları karakola götürdü. Kavga sırasında burnunda 3 kırık oluşan ve Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Polikliniği tarafından 7 gün iş göremez raporu alan Cenk Yiğiter ile hafif yaralanan Hakan Mertcan, kendilerini döven Sedat Koç ve aynı ismi taşıyan yeğeninden şikâyetçi oldu. Asistanları darp eden Sedat Koç ve yeğeni de asistanları savcılığa şikâyet etti. Karakola gelen dayak mağduru Cennet Koç ise kendisini döven kocasından şikâyetçi oldu.
Tahrik indirimi uygulandı
Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesi, olayla ilgili açılan davada ilginç kararlar verdi. Mahkeme, karısını dövdüğü için 5 ay hapse mahkûm ettiği Sedat Koç’u, asistanları darp ettiği gerekçesiyle de 1.5 yıl hapisle cezalandırdı. Ancak, asistanları dövdüğü için verdiği 1.5 yıllık cezada bu suçu “tahrik” altında ve haksız bir eyleme karşı işlediği ve iyi halli olduğu gerekçesiyle indirim yaptı. 6 aya indirilen bu ceza ertelendi. Mahkeme, eşini dövdüğü gerekçesiyle verdiği 5 aylık cezayı da erteledi.
Sedat Koç’un aynı ismi taşıyan yeğeni Sedat Koç’a da Yiğiter’in burnunu kırdığı için 1 yıl 2 ay hapis cezası veren mahkeme, bu cezada da haksız tahrik ve iyi hal indirimi yaptı. 5 ay 25 güne düşen bu ceza da ertelendi.
Asistanlar Yiğiter ve Mertcan’a ise Sedat Koç’a yönelik “müessir fiil” suçundan 4 ay hapis cezası verildi. Sanıkların duruşmalardaki iyi hali nedeniyle ceza 3 ay 10 güne düşürüldü. Asistanların cezasında “meşru müdafaa” indirimi ise yapılmadı.
Dövülen kadına da 1 yıl
Dayak yiyen Cennet Koç ise kimse şikâyetçi olmamasına rağmen amcasının oğlunu arayarak, “Burada olay çıktı yetiş” dediği gerekçesiyle “azmettirme” suçundan 1 yıl hapse mahkûm edildi. Bu ceza da ertelendi. (Milliyet)
22 Ekim 2011
büyük dayımız vefat etti, akciğer kanseriymiş. Allah günahlarını affetsin, mekanı cennet olsun..
ilk hatırladığım,böyle herkesin sesini kaydederdi gençliğinden beri huy edinmiş, tabi ozamanlar sesk ayıt cihazları çok önemli cep telefonu, bilgisayar yok, kasetçalar var insanlarda....benim çocukluk sesim fln onda kasetteydi
ne yiyosun diye soruyolar ben de uydurup kedi böcek yicem sen ye makarnayı ııııhhh diye bağırmışım,sonra sarkı söylemişim kahkaha sesim var çocukluk işte :)
babam istemişti kasetleri vermemişti, merak eden gelir evime misafir olur dinler diyordu..tüm akrabaların vardı ses kayıtı onda, dedemin bile vardı :) bi de küçükken iki pötibör bisküvinin arasına çokokrem sürüp verirdi çok hoşumya giderdi limonatayla, peynir de koyduttururdum :)..denize indirdiğini, tatlısuda gezdirdiğini de hatırlıyorum.. çok cömert, eliaçık ve misafirperverdi.
Hakkını helal et bize :(
21 Ekim 2011
hulahop =)
Hulahop tutar gibi yaşadım seni.
Ben durdum Sen düştün...
-İrfan Kurudirek
bu 2 satırdı aklıma getiren bugün hulahop almayı, çocuk boyutları bizler için değilmiş diye gittim yetişkin boyutlusunu aldım şimdilik düşüyor yere ama bi iki gün içinde umarım ben de becerebilirim bu işi.. çok eğlenceli bişey ama ayna karsısında yapılınca şahhaanee oryantalist yanım (!) açığa çıkıyor iki de bir kıvırasım geliyo derken düşüyo bu meret hemen =))) iki üç kişiyle birlikte yapılırsa inanılmaz zevkli olur :)))
Ben durdum Sen düştün...
-İrfan Kurudirek
bu 2 satırdı aklıma getiren bugün hulahop almayı, çocuk boyutları bizler için değilmiş diye gittim yetişkin boyutlusunu aldım şimdilik düşüyor yere ama bi iki gün içinde umarım ben de becerebilirim bu işi.. çok eğlenceli bişey ama ayna karsısında yapılınca şahhaanee oryantalist yanım (!) açığa çıkıyor iki de bir kıvırasım geliyo derken düşüyo bu meret hemen =))) iki üç kişiyle birlikte yapılırsa inanılmaz zevkli olur :)))
propaganda
Yaklaşık 2500 yıl önceÇinli General Sun-Tzu tarafından yazılmış olan Savaş Sanatı adlı eserde psikolojik savaşın önemine ve nasıl yapılacağına değinilmiştir. Buna göre;
1. Düşmanın iyi olan taraflarını gözden düşürünüz.
2. Düşmanlarınızın başarılarını küçük göstererek şöhretlerine gölge düşürünüz ve zamanı geldiğinde de kendi halkının onları hor görmesini sağlayınız.
3. Adi ve aşağılık kişilerin işbirliğinden yararlanınız.
4. Düşman kendi aralarında olan uyuşmazlık ve kavgalarını yayınız.
5. Düşmanın geleneklerini gülünç hale getiriniz.
6. Akıllı komutan askerini düşmanın ruhunun keskin olduğu zaman değil, yorgun olduğu, geri dönme beklentisine girdiği zaman saldırtır. Buna ruh okuma sanatı denir[1][1].
Kabaca, psikolojik savaş, hem savaşta hem de barışta, hedef kitlenin duygu, düşünce ve davranışlarını etkilemek, onun ruh halini ve zihinsel yapısını istenilen yönde değiştirmek maksadıyla bilgi ve bilişsel sürecin kontrol edilmesi olarak tanımlanabilir. Psikolojik savaşın uygulamalarına hedeflerine dair çok daha pratik bir açıklama ise George Orwell’den gelmektedir “Ortaçağın despotları “Şunu yapmayacaksın.”, totaliterler de “Şunu yapacaksın.” emrini verirlerdi. Bizim komutumuz “Şöyle olacaksın”.[2][1]
Psikolojik savaşın başlıca saldırı ve savunma silahı; propaganda, eğitim ve provokasyondur. Cephanesi ise; söz, yazı, resim, broşür ve e–posta şeklindeki bilgidir. Kullanılan propaganda yöntem olarak 3’e ayrılır:
· Beyaz propaganda
· Gri propaganda
· Kara propaganda
Beyaz Propaganda açık biçimde yapılan bir propagandadır; kaynağı bellidir ve kendisini tanıtmak ister. Açık ve şeffaftır. Beyaz propaganda da doğruluğa önem verilir. Yalan kullanılırsa geri teper, güveni sarsar. Kazanımı, en güçlü tarafı, karşı tarafın fikirlerini çürütür, taraftarlarını azaltır. Doğru, açık ve şeffaf propaganda kitlelerde güven uyandırır. Beyaz propagandanın zayıf tarafı, yayılma menzilinin sınırlı olmasıdır. Serbestçe dolaşamaz. Düşman kendini korumak için karşı propaganda imkânlarını hemen kullanırsa tehdit ve bozulmayla sonuçlanabilir.[3][1]
Psikolojik savaşın önemli propaganda unsurlarından birisi olan gri propaganda ise bulanık bir propagandadır. Burada kaynak belli değildir, doğruluğu kanıtlanamaz. Yalan veya iftira olduğu da kesin değildir. Gri propagandanın ana malzemesi “rivayetler”dir. Gri propagandanın amacı, kusurlu, noksan ve belirsiz bir şeyi, tam ve yeterli göstermek olabilir. Yahut, tam, yeterli ve açık olan bir şeyi şüpheli göstererek gölgelendirmek, değerden düşürmek amaçlanır. Her türlü çelişki bu yöntemde ustaca kullanılır.[4][2]
Kara propaganda yönteminde ise hile, entrika, yalan, iftira, fitne, sinsilik ve sahte delil serbesttir. Gizlilik esastır. Gerçekleri değiştirmeyi, inançları sarsmayı ve kamu efkârını karıştırmayı amaçlar. Kara propagandanın malzemesi yalan, iftira, bozgun çıkar'cı her türlü yol, sahte delil olduğu için, varolmayan her şeyi var gibi gösterir. Kara propagandanın ana amacı, yerleşmiş bir inancı yıkmaktır. Halkı kendi içinden çıkardığı liderlerden soğutmak, ordu ve devlete karşı varolan güveni sarsmak, sosyal ve ekonomik dayanışmayı yıkmak ister, insanları şüpheli, kaygılı, mutsuz ve zihni karışıklık içerisinde tutmak arzusundadır.
Zulüm, nefret ve korku gibi temeller üstüne kurulan bir uygarlık olamaz, ayakta kalmaz öyle bir uygarlık.
- Neden kalmasın?
- Canlılığı olmaz da ondan. Parçalanır. Ölüme sürükler kendini.
- Saçma. Sen nefretin sevgiden daha tüketici olduğunu sanıyorsun.[5][1]
Fil Yöntemi
Psikolojik savaşın önemli yöntemidir. Buna göre filler genellikle her gün aynı yoldan geçen hayvanlardır. Fil avcıları yola tuzak kurarak onu çukura düşürürler. Siyah elbise ile gelip iyice döverler. Bir iki gün sonra beyaz elbise ile gelip kurtarırlar. Fil, artık onları kurtarıcı gibi görür. Bir başka psikolojik savaş yöntemi de budur: Toplumu bunalıma sok, sonra kurtar ve kendine bağla.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Etiketler
göbek eritme
(3)
candan erçetin
(2)
kanarya
(2)
temizliği
(2)
tubun faydaları
(2)
19
(1)
1970
(1)
200 tane gezegeniniz varmış gibi yaşıyorsun ancak yalnızca bir dünyamız var
(1)
35 ölü
(1)
A1
(1)
AGİT
(1)
Affrican Commission
(1)
Afrika Şartı
(1)
Madde 19 vatandaşlıktan çıkarılma
(1)
Mahkeme
(1)
Mariami Abduselişi
(1)
O beni “Herhalde” sevmiş.
(1)
Women's Rights
(1)
acıtıyor
(1)
adım google'da çıkmasın
(1)
algı gerçektir
(1)
altın
(1)
altınları
(1)
amniyo sentez
(1)
amniyosentez
(1)
ankara
(1)
arama motoru
(1)
asma
(1)
auto erotic asphixication
(1)
ayak
(1)
ayak temizliği
(1)
azınlık hakları
(1)
ağlamak
(1)
ağız kokusunu önlemek
(1)
babet yara yaptı
(1)
bahar
(1)
baklava
(1)
bakım
(1)
balböceği
(1)
barış manço
(1)
batı trakya türkleri
(1)
bel kemeri
(1)
brokoli salatası
(1)
brugge porselen
(1)
brütüs
(1)
bulantı
(1)
buzdan müze.
(1)
böğürtlenimsi
(1)
can dündar
(1)
caught in the middle
(1)
cemal süreya..
(1)
depeche mode
(1)
deprem
(1)
dirsek bakımı
(1)
diş eti
(1)
diş ipi
(1)
diş sağlığı
(1)
dondurma
(1)
dondurucu soğuk
(1)
downsendromu
(1)
düğün davetleri
(1)
el ayak bakımı
(1)
el kuruluğu
(1)
el nemlendiricisi
(1)
elma
(1)
elmalı cevizli puding
(1)
fahri
(1)
forum
(1)
foça
(1)
free love
(1)
funda arar
(1)
geceler.
(1)
genetik hastalıklar
(1)
genç
(1)
godotyu beklerken
(1)
google
(1)
gögüs
(1)
gökçe
(1)
güney afrika
(1)
güneşli bir sabah
(1)
hakikat komisyonu
(1)
havilland krem
(1)
hepatit b
(1)
hitler
(1)
hocam
(1)
hz.muhammet
(1)
iktisat
(1)
ileri yaştaki kadınlar
(1)
ipuçları
(1)
ishal
(1)
istanbul
(1)
isviçre
(1)
italy
(1)
jane eyre
(1)
jinekoloji
(1)
jooble
(1)
jooble-tr.com/
(1)
joseph
(1)
julide ateş
(1)
kadınlar için şınav
(1)
kafes temizliği
(1)
kanser riski
(1)
karartma günleri
(1)
karpuz çekirdeği
(1)
karsı dağların heybetinden mi gireyim??
(1)
karın düzleştirme
(1)
kavun
(1)
kazaklı tüy =)
(1)
kilo almak
(1)
kissing you goodbye
(1)
konular
(1)
kpss
(1)
kuklagiller...
(1)
kusma
(1)
kuyumcu
(1)
külah
(1)
külah pasta
(1)
kırmızı turp
(1)
kızgın güneş
(1)
lavanta
(1)
lavanta çayı
(1)
leperuj
(1)
leyla ile mecnun
(1)
mekik
(1)
mengele
(1)
muhabbet kuşu
(1)
muhabbet kuşu bakımı
(1)
muhabbet kuşu banyo
(1)
muz sesleri
(1)
nara
(1)
nedensiz
(1)
nelson mandela
(1)
oldies
(1)
pamela anderson
(1)
patatesli börek
(1)
patatesli peynirli börek
(1)
patos
(1)
pervasız
(1)
peygamber efendimiz
(1)
peynir
(1)
phokaia
(1)
plastik su şişeleri
(1)
porselen bebek
(1)
poselen bebek
(1)
push up
(1)
rafet el roman nerdesin
(1)
roboski
(1)
sarı lira
(1)
sayesinde
(1)
sende mi brütüs
(1)
senede bir gün
(1)
sivrisinek
(1)
sivrisinek kovar
(1)
soframız
(1)
sor dağılımı
(1)
sosyal
(1)
soğan
(1)
star tv
(1)
storia di un tale
(1)
su
(1)
suluk
(1)
sus küçüğüm söz büyüğün (su küçüğün söz büyüğün
(1)
süt
(1)
sınav nasıl çekilir
(1)
sırt yağı eritme
(1)
tam buğday ekmeği ve faydaları
(1)
ters mekik
(1)
the gummy bear
(1)
the pierces
(1)
tooner dolls
(1)
torba
(1)
trt haber
(1)
tuttu fırlattı
(1)
tüylenmiş kazak
(1)
uludere
(1)
under the tuscan sun
(1)
uygun ayakkabı seçmek
(1)
vasiyet
(1)
yalnızlık 2013
(1)
yalnızlık kalbimin ilelebet sahibi
(1)
yaz salatası
(1)
yağ yakan besinler
(1)
yağ yakma
(1)
yeni logo star tv
(1)
yeşillik
(1)
yorgun
(1)
yorulmadan zayıflama
(1)
yumurta
(1)
yüzünden..
(1)
zayıflamak
(1)
zeybek vs yunanistan davası
(1)
çanta
(1)
çat pat deil sular seller gibi
(1)
çıtır börek
(1)
çığlık
(1)
ölüm orgazmı
(1)
öteki kadın
(1)
özel geceler çin
(1)
üniversite
(1)
şınav
(1)

